İstanbul’un Saklı Su Cennetleri
İstanbul denince akla ilk gelen kalabalık, tarih ve beton ormanları olsa da, şehrin içinde hala nefes alabileceğin, su sesiyle huzur bulabileceğin yerler var. İstanbul gölleri ve su kenarları, hafta sonu kaçamakları için birebir. İlk defa Belgrad Ormanı’ndaki göle gittiğimde, şehrin gürültüsünden ne kadar uzaklaşabildiğimi fark etmiştim. O gün anladım ki, su kenarında geçen birkaç saat insanı yeniden doğuyor.
Rüzgar hafif esiyor. Yapraklar hışırdıyor. Kuş sesleri hiç susmuyor. İşte tam da bu his için yazıyorum bu yazıyı. Eğer sen de beton yorgunuysan, İstanbul doğal güzellikleri seni bekliyor.
Belgrad Ormanı ve Büyük Bent
İstanbul’un Avrupa yakasının en bilinen doğa rotalarından biri kesinlikle Belgrad Ormanı. İçinde birden fazla göl barındırıyor. En popüleri Büyük Bent. Burası özellikle yaz sıcaklarında serinlemek isteyenlerin favorisi.
Kenarında yürürken ayaklarının altındaki çam iğnelerini hissedebilirsin. Su kenarındaki banklarda oturup kitap okumak, piknik yapmak ya da sadece suyun yansımalarını izlemek… Hepsi bedava. Yanına termosunda çayını al, bir de iyi bir arkadaş. Daha ne isteyebilirsin ki?
Özellikle sonbaharda burası ayrı güzel oluyor. Sarı kırmızı yapraklar suyun üzerine düşüyor. Fotoğraf çekmek isteyenler için adeta cennet.
Terkos Gölü – İstanbul’un En Büyük Su Kaynağı
Biraz daha batıya gidersen Terkos Gölü seni karşılıyor. Burası hem kuş gözlemcileri hem de doğa yürüyüşü yapanlar için harika bir alan. Göl kenarındaki patikalarda yürürken zaman zaman balık sıçramalarına, zaman zaman da kurbağa seslerine denk gelebilirsin.
Ben ilk gittiğimde en çok dikkatimi çeken şey sessizlikti. Şehirden sadece 45 dakika uzaklıkta olmana rağmen, insan sesi neredeyse hiç yok. Sadece doğa. İstanbul su kenarları arasında en sakinlerinden biri kesinlikle burası.
Yürüyüş rotası olarak da oldukça uygun. 5-6 kilometrelik hafif bir parkur var. Spor ayakkabılarını unutma. Yanına atıştırmalık ve su almayı da.
Küçükçekmece Gölü ve Etrafındaki Parklar
Şehrin biraz daha içinde kalan ama yine de huzur veren yerlerden biri de Küçükçekmece Gölü. Özellikle gün batımında kıyıda yürümek çok keyifli. Etrafta bisiklet sürenler, koşanlar, balık tutan amcalar… Herkes kendi huzurunu arıyor burada.
Gölün kenarındaki parklar oldukça düzenli. Çimlere uzanıp gökyüzünü izleyebilirsin. Yaz akşamları burada canlı müzik etkinlikleri de oluyor bazen. Ama benim en sevdiğim zamanı, kalabalığın azaldığı akşamüstü saatleri.
Sazlıdere Baraj Gölü ve Az Bilinen Köşeler
İstanbul’un en az bilinen ama bence en özel yerlerinden biri Sazlıdere. Burası tam bir keşif alanı. Özellikle bahar aylarında etraf yemyeşil oluyor. Kuş sesleri inanılmaz. Sabah erken saatlerde gidersen, sisli manzaraya tanık olabiliyorsun.
Burada neredeyse hiç turist yok. Daha çok yöre halkı ve doğaseverler geliyor. Bu yüzden atmosferi çok daha samimi. İstanbul gölleri listene mutlaka eklemeni tavsiye ederim.
Neden Su Kenarına Gitmelisin?
Su insanı yatıştırıyor. Bilimsel olarak da kanıtlanmış bu. Stres seviyeni düşürüyor, zihnini dinlendiriyor. İstanbul gibi bir metropolde yaşamak kolay değil. Haftada en az bir kez su kenarına gidip derin bir nefes almak neredeyse ilaç gibi.
Ben şahsen her ay en az iki kez bu tür yerlere kaçıyorum. Telefonu sessize alıp, sadece anın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Kulağında sadece rüzgar, su ve kuş sesi… Başka bir şeye gerek yok.
İstanbul’da Doğa Gezisi İçin İpuçları
Öncelikle erken saatte çıkmaya çalış. Hem trafik hem de kalabalık açısından fark yaratıyor. Yanına mutlaka su ve atıştırmalık al. Böcek kovucu da işine yarayabilir, özellikle yazın.
Doğaya saygılı ol. Çöpünü yanına geri getir. Ateş yakma, bitkilere zarar verme. Bu güzellikleri gelecek nesillere de bırakmak zorundayız.
Ayrıca hava durumunu kontrol etmeyi unutma. Özellikle göl kenarlarında ani hava değişiklikleri olabiliyor. Hafif bir yağmurluk işini görebilir.
İstanbul’da yaşadığın için şanslısın aslında. Çünkü hem tarih hem doğa iç içe burada. Yeter ki aramayı bil. İstanbul doğal güzellikleri seni bekliyor. Bir sonraki hafta sonu programını yaparken listeden bir göl seç ve git.
Belki de en çok ihtiyacın olan şey, su kenarında geçireceğin o sessiz dakikalardır. Kendine bunu hediye et. İnan, pişman olmayacaksın.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Senin de favori su kenarın varsa yorumlarda paylaş. Belki bir sonraki rotamı oraya belirlerim.