İstanbul’da huzur arayanlar için sessiz doğa köşeleri
İstanbul’un o deli gibi temposundan bıktığınız anlar oluyor mu? Benim oluyor. O zamanlarda İstanbul doğa kaçamağı yapıyorum. Şehirdeki en sessiz, en sakin köşeleri keşfetmek insanı yeniden hayata bağlıyor. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, beton yığını arasında hâlâ bu kadar yeşilin kalabilmesiydi.
Rüzgarın yaprakları hafifçe oynattığı, kuş seslerinin bir melodi gibi yükseldiği yerler var. Bazıları çok yakın, bazıları biraz çaba istiyor. Ama hepsi değiyor.
Belgrad Ormanı – Şehrin ciğerleri
Belgrad Ormanı’na adım attığınız anda şehrin gürültüsü birden kesiliyor. İstanbul doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan burası. Uzun yürüyüş parkurları, bisiklet yolları ve gölet kenarındaki piknik alanlarıyla dolu.
Özellikle hafta içi sabah erken saatlerde giderseniz neredeyse kimseyi bulamıyorsunuz. Sadece ayak sesleriniz ve uzaktan gelen ağaç dallarının çıtırtısı. Su sesi… Kuşlar… Rüzgarın ıslığı… Tam bir doğa terapisi.
Polonezköy – Yeşilin her tonu
Polonezköy’ü ilk gördüğümde “İstanbul’da mıyız gerçekten?” demiştim kendi kendime. Burası tam bir doğa harikası. İstanbul sessiz köşeler arayanların en sevdiği yerlerden biri.
Orman içinden geçen patikalar, dere kenarındaki ahşap köprüler, kuş cıvıltıları… Özellikle sonbaharda renk cümbüşü yaşanıyor. Yapraklar sarı, turuncu, kırmızı… Fotoğraf çekmekten yoruluyorsunuz.
Burada zaman yavaş akıyor. Bir banka oturup iki saat hiçbir şey yapmadan etrafı izleyebilirsiniz. Tavsiye ederim, telefonunuzu sessize alın ve sadece anı yaşayın.
Çamlıca Tepesi’nin arka yüzü
Herkes Çamlıca Kulesi’ni bilir ama tepenin arka tarafındaki ormanlık alan pek bilinmez. Burası İstanbul doğa rotaları içinde en az keşfedilmiş yerlerden.
Kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz küçük bir vadi var. İçinde minik bir dere akıyor. Yazın serinlemek için ideal. Kuş sesleri o kadar yoğun ki, bazen kendi düşüncelerinizi bile duyamıyorsunuz.
Kilyos – Karadeniz’in İstanbul’daki yansıması
Kilyos’un sahil kısmını herkes bilir ama biraz içeriye, ormanlık alana doğru gittiğinizde bambaşka bir dünya açılıyor. İstanbul doğa severlerin kaçırmaması gereken bir nokta. seyir terasları hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz?
Burada rüzgar daha sert esiyor. Deniz kokusuyla karışık çam kokusu insanın burnunu dolduruyor. Özellikle bahar aylarında açan kır çiçekleri muhteşem manzara yaratıyor.
Sarıyer’deki gizli göletler
Sarıyer’de bildiğimiz büyük ormanların dışında, çok az kişinin bildiği küçük göletler var. Bunlardan birine ilk defa rastladığımda şok olmuştum. Etrafı yemyeşil, su berrak, etrafta sadece birkaç balıkçı.
Sessizlik o kadar yoğun ki, kendi nefesinizi duyabiliyorsunuz. İşte tam da bu yüzden burayı çok seviyorum. İstanbul sessiz köşeler arıyorsanız listenize ekleyin.
Büyükada’nın iç kısımları
Adalara giden herkes genellikle sahilde kalıyor. Ama bisiklet kiralayıp iç kısımlara doğru ilerlerseniz inanılmaz bir doğayla karşılaşıyorsunuz. Çam ormanları, kır çiçekleri, keçiler…
Denizden yükselen meltemle birlikte orman havası karışınca ortaya muhteşem bir atmosfer çıkıyor. Özellikle güz döneminde burası cennet gibi.
Neden bu kadar önemli?
Şehir hayatı hepimizi yoruyor. Ara sıra İstanbul doğa yürüyüşü yaparak, kuş seslerini dinleyerek, rüzgarı hissederek şarj olmak şart. Bu sessiz köşeler tam da bu işi görmek için var.
Ben her seferinde farklı bir yere gidiyorum. Bazen Belgrad’a, bazen Polonezköy’e… Her gidişimde yeni bir detay keşfediyorum. Bir ağacın şekli, bir çiçeğin rengi, suyun çıkardığı farklı bir ses…
Siz de çıkın. Arabaya atlayın, metroya binin, bisiklete sarılın. Ama çıkın. Çünkü doğa burada, çok yakınınızda bekliyor. Sadece biraz dikkat ve niyet gerekiyor.
En sevdiğiniz sessiz köşe hangisi? Yorumlarda paylaşmayı unutmayın. Belki bir sonraki yazımda sizin önerdiğiniz bir yeri anlatırım.