İstanbul’un beton denizinde nefes alabileceğin yerler
Şehrin koşturmacası arasında bazen gerçekten çok sıkılıyorum. O zaman aklıma hemen İstanbul’un yeşil nefes alanları geliyor. Hafta içi kaçamak yapmak sandığın kadar zor değil. Sabah erkenden ya da iş çıkışı birkaç saatliğine doğaya kaçıp kendimi yeniden toparladığım yerler var. Sen de benim gibiysen, bu yazı tam sana göre.
İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, şehrin içinde bu kadar yeşilin hâlâ var olmasıydı. Kuş sesleri, yaprak hışırtısı ve rüzgarın getirdiği o temiz hava… Hepsi bir arada. Gel, birlikte gezelim.
Belgrad Ormanı – Şehrin En Büyük Oksijen Fabrikası
Belgrad Ormanı hafta içi kaçamak denince ilk akla gelen yer. Trafikten uzak, mis gibi çam kokusuyla dolu. Özellikle sabah saatlerinde yürümek insanı bambaşka bir dünyaya taşıyor. Kuşlar cıvıl cıvıl, yollar geniş. İstanbul’un yeşil nefes alanları arasında en popülerlerinden biri burası.
Ben genelde Bentler mevkiinden giriyorum. Su sesi eşliğinde yürümek insanı rahatlatıyor. Hafta içi olduğu için kalabalık da olmuyor. Kendi ritminde yürüyebiliyorsun. Piknik tüpü, termos ve iyi bir kitap götürürsen günün en güzel halini orada yaşayabilirsin.
Emirgan Korusu – Boğaz Manzaralı Huzur Durağı
Emirgan Korusu’na gittiğimde ilk dikkatimi çeken şey Boğaz’ın o muhteşem manzarasıydı. Ağaçların arasından süzülen ışık, denizin üstündeki martılar… Burası hafta içi özellikle öğleden sonra çok keyifli.
Rüzgar estiğinde yapraklar dans ediyor resmen. Oturup denizi izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. İstanbul doğa kaçamakları arayanlar için ideal bir durak. Yanına sadece kahveni al, gerisini koru halletsin.
Çamlıca Korusu – İstanbul’un En Yüksek Noktalarından Biri
Çamlıca’ya çıkınca şehrin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anlıyorsun. Ama aynı zamanda ne kadar yeşil kaldığını da. Korusu özellikle sonbaharda muhteşem oluyor. Sarı, kırmızı, turuncu yapraklar her yeri kaplıyor.
Hafta içi sabah erken saatlerde burada olmak apayrı bir duygu. Sis kalkarkenki manzara tarif edilemez. Biraz yürüyorsun, bir banka oturuyorsun. Derin bir nefes alıyorsun. İşte bu kadar basit.
Atatürk Arboretumu – Doğa Severlerin Gizli Cenneti
Burası benim favorilerimden. Özellikle bahar aylarında inanılmaz güzel. Farklı türden ağaçlar, göletler, sessizlik… Atatürk Arboretumu hafta içi neredeyse boş oluyor. Kendi kendine gezebiliyorsun.
İlk defa gittiğimde saatlerce dolaştığımı hatırlıyorum. Her köşede başka bir sürpriz çıkıyor. Kuş sesleri hiç susmuyor. İstanbul’un yeşil alanları arasında en sakin ve en özel yerlerden biri kesinlikle burası.
Polonezköy Tabiat Parkı – Piknik ve Yürüyüş Sevenlere
Polonezköy biraz daha uzak ama değer. Özellikle hafta içi neredeyse sadece doğa seslerini duyuyorsun. Orman içinden geçen patikalar, dere sesi, bol oksijen…
Burada uzun yürüyüşler yapmayı seviyorum. Terledikten sonra bir ağacın altına oturup su içmek… Hayatın en basit ama en güzel zevklerinden biri. Yanına atıştırmalıklarını da alırsan günü tamamlamış olursun.
Bu Yeşil Alanları Ziyaret Etmek İçin İpuçları
Öncelikle erken saatte çık. Hem trafik hem de kalabalık açısından fark yaratıyor. Yanına mutlaka su ve rahat ayakkabı al. Cep telefonunu da yanına al ama bildirimleri kapat. Doğanın sesini duymaya çalış.
Hava durumunu kontrol etmeyi unutma. Özellikle sonbahar ve ilkbahar en güzel zamanlar. Kışın da ayrı bir havası var tabii. Kar altında Belgrad Ormanı gerçekten başka türlü güzel.
Bazen sadece 3-4 saatlik bir kaçamak bile insanın enerjisini inanılmaz değiştiriyor. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp kendinle baş başa kalabildiğin anlar bunlar. İstanbul’un yeşil nefes alanları aslında her zaman orada, bizi bekliyor.
Sen de bir dahaki hafta içi stresin arttığını hissettiğinde bunlardan birini seç. Arabaya atla ya da toplu taşımayla git. Sonra da dönüp bana anlat. Belki senin keşfettiğin yeni bir yer de ekleriz listeye.
Doğa her zaman şifacıdır. Yeter ki ona zaman ayıralım.