İstanbul'un Orman İçindeki Gölleri ve Göletleri - istanbuldoga.net.tc

İstanbul’un Orman İçindeki Gölleri ve Göletleri

İstanbul’un kalabalığından uzak, ormanlarla sarılı sular

Şehrin gürültüsünden bıktığınızda, bazen sadece bir saatlik yol yeter. İstanbul’un orman içindeki gölleri ve göletleri tam da böyle bir kaçış noktası sunuyor. İlk defa Belgrad Ormanı’na gittiğimde, yol kenarındaki küçük bir göletin su sesiyle karşılaştım. O an anladım ki, bu şehirde hâlâ nefes alabileceğimiz yerler var.

Rüzgar hafifçe estiğinde yapraklar hışırdıyor, kuş sesleri bir anda her yeri kaplıyor. Su kenarında dururken zamanın yavaşladığını hissediyorsunuz. Bazıları çok eski, bazıları ise sonradan oluşmuş. Ama hepsi ayrı bir hikaye taşıyor.

Belgrad Ormanı’nın incisi: Büyük Bent ve Küçük Göletler

Belgrad Ormanı denince akla ilk gelen yerlerden biri Büyük Bent. Aslında bir baraj gölü ama etrafı o kadar sık ormanla kaplı ki, sanki doğal bir göl gibi duruyor. Kenarındaki yürüyüş yolları oldukça keyifli. Özellikle sabah erken saatlerde giderseniz, puslu havada suyun üzerinde oluşan sis tabakasını görebilirsiniz.

Burada suyun rengi bazen yeşile, bazen de derin bir laciverte dönüyor. Kıyıda yürürken arada bir sincaplar yolunuzu kesiyor. Yanınıza biraz fındık alırsanız dostluğunuzu kazanmanız işten bile değil. Küçük göletlere ise ormanın daha derin kısımlarına yürüyerek ulaşılıyor. Bunlar genelde daha sakin ve az bilinen noktalarda.

İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, suyun ne kadar berrak olduğu ve dibindeki küçük balıkların rahatça görünmesiydi. Yazın sıcaktan bunaldığınızda burası size serin bir mola verir. Ama unutmayın, orman kurallarına uymak şart.

İstanbul’un az bilinen orman gölleri: Terkos ve çevresi

Terkos Gölü İstanbul’un en büyük içme suyu kaynağı olsa da, ormanın içinde kalan kısımları gerçekten büyüleyici. Özellikle kuzey yönündeki ormanlık alanda, gölün kollarına uzanan küçük göletler var. Buralara ulaşmak biraz zahmetli ama değiyor.

Yol boyunca meşe ve gürgen ağaçlarının arasından sızan güneş ışıkları yere güzel desenler çiziyor. Kuş sesleri hiç kesilmiyor. Bir ara durup sadece dinlemek istedim. O sessizlikte sadece rüzgarın ve suyun sesi kalıyor geriye.

Buraya gelirken mutlaka su ve atıştırmalık alın. Çünkü etrafta hiçbir tesis yok. Tam anlamıyla doğanın içinde oluyorsunuz. Özellikle sonbaharda yaprakların rengi değiştiğinde burası adeta bir tabloya dönüşüyor.

Çatalca ve çevresindeki gizli göletler

Çatalca tarafına doğru gittiğinizde işler biraz daha sakinleşiyor. Buradaki ormanlar daha az ziyaretçi alıyor. Bu yüzden bazı küçük göletleri neredeyse kendinize aitmiş gibi hissedebiliyorsunuz.

Bir tanesi var ki, adı pek bilinmiyor. Yerel halk “Küçük Gölet” diye anıyor. Etrafı sazlıklarla çevrili. Yaz akşamları kurbağa sesleri çok yoğun oluyor. Yanınıza katlanabilir bir sandalye alıp, su kenarına oturup kitap okumak için ideal bir yer.

Burada hava kararınca sivrisinek çıkabiliyor. Onun için yanınıza doğal bir sprey almanızı öneririm. Ama o atmosferi bir kez yaşayınca, bütün bunlar önemsiz kalıyor.

Doğa yürüyüşü yaparken göl kenarlarında mola vermek

İstanbul’da orman yürüyüşü yapan herkesin mutlaka bir göl veya gölet kenarında mola vermesini tavsiye ederim. Çünkü o anda hem dinleniyorsunuz hem de çevreyi daha iyi hissediyorsunuz.

Suyun sesi, rüzgarın ağaçlarda çıkardığı uğultu ve arada bir uçan bir kuşun kanat sesi… Bunlar insanı gerçekten resetliyor. Özellikle İstanbul’un orman içindeki gölleri ve göletleri son yıllarda daha çok kişi tarafından keşfediliyor. Bu yüzden erken saatlerde gitmek daha iyi olabilir.

Kamera sevenler için de muhteşem kareler çıkıyor. Özellikle sisli havalarda gölün üzerindeki sisle ağaçların siluetleri inanılmaz fotoğraflar veriyor. Ben de ilk zamanlar telefonumla çekiyordum ama sonra küçük bir makine aldım. Hiç pişman değilim.

Bazı göletlerin etrafı yürüyüş parkurlarıyla çevrili. Bunları takip ederseniz kaybolma riskiniz azalır. Ancak patikalardan sapıp ormanın derinliklerine inerseniz, mutlaka iz bırakın veya GPS kullanın.

Bu göllerde dikkat edilmesi gerekenler

Doğaya saygı her şeyden önemli. Çöpünüzü kesinlikle yanınızda geri getirin. Ateş yakmak bazı bölgelerde yasak. Özellikle yazın kurak dönemlerde çok dikkat etmek lazım.

Yürüyüş ayakkabınız sağlam olsun. Bazı gölet kenarları çamurlu olabiliyor. Yanınıza hafif bir yağmurluk almak da iyi fikir. Çünkü ormanda hava aniden değişebiliyor.

Ve en önemlisi, sessiz olun. Burası sizin olduğu kadar tilkilerin, kirpilerin, sincapların ve onlarca kuş türünün de evi. Onları rahatsız etmeden izlemek çok daha keyifli.

İstanbul gibi bir metropolde hâlâ bu kadar temiz ve sakin orman gölleri olması gerçekten büyük şans. Hafta sonu planlarınızı yaparken birini seçin ve gidin. Belki de uzun zamandır aradığınız o huzuru su kenarında, ormanın derinliğinde bulacaksınız. Bir dahaki sefer hangisini gezeceğinize karar vermek ise tamamen size kalmış.