İstanbul’un Kaçış Noktaları: Doğayla İç İçe Piknik Alanları
Şehrin o bitmek bilmeyen gürültüsünden, trafiğinden bıktığınızda tek bir isteğiniz oluyor. İstanbul’da piknik yapabileceğiniz sakin, yeşil bir köşe bulmak. Ben de yıllardır tam da bunu arıyorum. Her fırsatta sırt çantamı doldurup yollara düşüyorum. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, aslında şehrin içinde bile ne kadar çok nefes alabileceğimiz alanın olduğuydu.
Rüzgarın yaprakları hafifçe oynattığı, kuş seslerinin birbirine karıştığı, toprağın kokusunu duyabildiğiniz o anlar… İşte tam da bu yüzden bu yazıyı yazıyorum. Siz de gelin, İstanbul’un en sevdiğim yeşil duraklarını birlikte gezelim. Bazıları çok popüler, bazıları ise hâlâ biraz gizli kalmış.
Belgrad Ormanı – İstanbul’un Akciğeri
Belgrad Ormanı’na ilk kez sonbaharda gitmiştim. Ağaçların sarı-kırmızı tonlara büründüğü o muhteşem manzara hâlâ aklımda. Burası İstanbul piknik alanları denince akla ilk gelen yerlerden biri. 5 bin hektardan fazla alanıyla gerçekten devasa.
İçinde birçok piknik masası, mangal yerleri, yürüyüş parkurları var. Özellikle hafta içi gittiğinizde kalabalık çok daha az oluyor. Kuş sesleri eşliğinde kitap okumak, ağaçların altında uzanmak… İnsanın içini açıyor. Yanınıza termosunuzu ve sandviçlerinizi almayı unutmayın. Ormanın derinliklerine doğru yürüdükçe su sesi duyacaksınız. Küçük dereler var.
Emirgan Korusu – Boğaz Manzaralı Piknik
Deniz kenarında piknik yapmak isteyenler için Emirgan Korusu tam bir cennet. Boğaz’ın o serin esintisi yüzünüzü yalarken, çimlerin üzerine serdiğiniz piknik örtüsünün üstünde saatlerce vakit geçirebilirsiniz. İlkbaharda açan çiçekler özellikle çok güzel.
Burada hem mangal yakabiliyorsunuz hem de sadece atıştırmalıklarla idare edebiliyorsunuz. Ben genelde erken saatlerde gidiyorum. Çünkü öğleden sonra kalabalık artıyor. Kendi aranızda top oynamak, frisbee fırlatmak isterseniz de geniş çim alanları mevcut.
Çamlıca Tepesi ve Çamlıca Korusu
İstanbul’un en yüksek noktalarından birinde piknik yapmak sizce nasıl bir his olur? Çamlıca tam da bunu sunuyor. Tepeden şehri kuş bakışı izlerken bir yandan da sandviçinizi yiyorsunuz. Manzara muhteşem.
Korusu da oldukça bakımlı. Özellikle aileler burayı çok seviyor. Çocuklar rahatça koşabiliyor. Benim en sevdiğim kısım ise ağaçların arasında kalan kuytu köşeler. Oralarda neredeyse kimseyi görmeden huzur içinde vakit geçirebiliyorsunuz.
Atatürk Arboretumu – Doğa Tutkunlarının Favorisi
Burası biraz daha sakin ve farklı bir atmosfere sahip. İstanbul doğa gezisi sevenler için bence kaçırılmaması gereken bir yer. 300’den fazla ağaç türü var. Her mevsim ayrı güzel.
Piknik masaları sınırlı olduğu için erken gitmekte fayda var. Ama bunun karşılığında inanılmaz huzurlu bir ortam buluyorsunuz. Kuş sesleri burada daha baskın. Sanki ormanın kendi ritmi var. Yürüyüş yaparken aniden çıkan sincapları görünce gülümsemeden edemiyorum.
Kınalıada ve Adaların Yeşil Köşeleri
Şehirden biraz daha uzaklaşmak isterseniz adalara bir feribot bileti alın derim. Özellikle Kınalıada’daki piknik alanları oldukça güzel. Denizin hemen yanı başında, çam ağaçlarının altında piknik yapmak ayrı bir keyif.
Adalarda araba olmadığı için ortam daha sakin. Sadece doğa sesleri ve dalga sesi duyuyorsunuz. Yanınıza biraz meyve, kuruyemiş ve bol su alın. Gün batımını adada izlemek ise bambaşka bir deneyim.
Polonezköy Tabiat Parkı
Polonezköy’ü keşfettiğimde “İstanbul’da böyle bir yer nasıl olur?” diye sormuştum kendi kendime. Burası adeta Avrupa yakasının biraz dışında kalmış bir doğa harikası. Geniş ormanlık alanlar, temiz hava ve sakin bir ortam.
Piknik için oldukça ideal. Mangal yakmak serbest olan bölgeler de var. Özellikle sonbaharda buranın renkleri inanılmaz güzel oluyor. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız yanınıza kameranızı almanızı öneririm. Küçük şelaleler ve dere kenarları da cabası.
Piknik Öncesi Pratik Tavsiyeler
İstanbul’da piknik yaparken birkaç şeye dikkat etmekte fayda var. Öncelikle hava durumunu kontrol edin. Bir anda bastıran yağmur canınızı sıkabilir. Yanınıza mutlaka bir muşamba ya da piknik örtüsü alın.
Çöpünüzü yanınızda getirin. Doğayı kirletmeyelim. Böcekleri uzak tutmak için doğal spreylerden kullanabilirsiniz. Ve en önemlisi, suyun bol olmasını sağlayın. Özellikle yaz aylarında çok susayabilirsiniz.
Bazen tek başınıza gitmek de güzel olabiliyor. Kulaklığınızı takıp favori podcast’inizi dinlerken ormanın içinde yürümek… İnsana iyi geliyor. Ama mümkünse bir arkadaşınızla gidin. Paylaşmak güzel.
İstanbul aslında sandığımızdan çok daha yeşil bir şehir. Yeter ki arayalım. İstanbul piknik alanları listesi her geçen yıl biraz daha uzuyor çünkü yeni düzenlemeler yapılıyor. Ama benim favorilerim hep aynı yerler oluyor.
Siz de bir hafta sonu planı yaparken bu alanlardan birini seçin. Çantanızı hazırlayın, ailenizi ya da arkadaşlarınızı çağırın. Biraz yeşile, biraz temiz havaya ihtiyacımız var. Belki de en çok ihtiyacımız olan şey tam da bu: Doğayla yeniden bağ kurmak.
Hangi alanı ilk deneyeceksiniz? Yorumlarda paylaşın. Belki bir sonraki yazımda sizin önerdiğiniz bir yere giderim. Kendinize iyi bakın ve bol bol doğada zaman geçirin. Unutmayın, şehir bizi yoruyor ama doğa her seferinde iyileştiriyor.